7 Eylül 2015 Pazartesi

TURUVA ATLARI

TEFEKKÜR
Dursen Özalemdar

TURUVA ATLARI

truva atı - dogan güneş 005.jpg

Ülkemizi YIKMAK, Milli kaynaklarımızı YOK ETMEK, daima MUHTAÇ,EL AÇAN,YARDIM DİLEYEN bir ÜLKE KONUMUNDA TUTMAK İÇİN, organize olmuş güçlerin ülkemizdeki varlığıdır. Bunlar SİYASETÇİ, POLİTİKACI, BÜROKRAT, TEKNOKRAT, İLİM ADAMI, YAZAR, ÇİZER, SÖYLER, TİCARET ERBABI, SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ, MESLEK ODALARI, SENDİKALAR ve EN GÖRÜNÜR HALİ İLE, GÜNÜMÜZDEKİ GAZETE VE YAZARLARI oldugudur.

1950 yılından bu yana, DEMOKRAT PARTİ ve CHP siyasi çekişmesinde, Demokrat Partinin ülkeye getirdiği REFAH ve HÜRRİYET’ lere rağmen, her işe, KARŞI olan CHP muhalefeti, Günümüzde yaşayan örneklerinden biri olan, DENİZ BAYKAL’ın Ankara’  Tandoğan meydanında zamanın Başbakanı merhum, ŞEHİT ADNAN MENDERES’ ın yakasına yapışarak, “HÜRRİYET İSTİYORUZ” bağırtısına, “EVLADIM, SEN BİR BAŞBAKAN’IN YAKASINA YAPIŞARAK HÜRRİYET İSTİYORUZ DİYEBİLİYORSUN, BUNDAN ÖTE BİR HÜRRİYET’Mİ OLUR” karşılığını veren MENDERES’ i İDAM ETTİREREK, Demokrasiyi katleden, SOL zihniyetin bu günkü tezahürleri, TURUVA ATI gibi, BASIN ve TELEVİZYON yolu ile, MİLLETİMİZİN HER GÜN BEYNİNİ YIKADIĞIDIR. O günlerde de, İsmet İnönünün damadı Metin Toker’in AKİS mecmuası ve ULUS gazetesi bu rolü üstlenmişti.  

DEVLETİN SABRI’ nın, PKK TERÖRÜ konusundaki deneyimi, ŞER YUVALARININ Türk Silahlı Kuvvetlerimizce HAVADAN-KARADAN BOMBALANMASI, operasyonlar ile İNLERİNE kadar girilmesi, Binlerin üzerinde Teröristtin öldürülmesi, daha fazlası ile yaralanması, örgütün yaralılarını İNFAZ etmiş OLMASI, Kurtulan elebaşlarının komşu ülkelerdeki PKK kamplarına kaçmaları, Siyasal kolunun, Avrupa ülkelerine koşarak, OPERASYONLARI DURDURTUN  yalvarışları görülen olaylardan olduğudur.

Ülkemizdeki bir gurup basının TURUVA ATI gibi, her günü, YALAN-YANLIŞ-ALDATICI KÖŞE YAZILARI ve HABERLER ile ÜLKE BÜTÜNLÜĞÜNE KAST ETMİŞ OLMALARI, GEZİ olayları ve oralarda rol alan, İŞ ADAMLARI ile, geri planları GEZİ’NİN YALAN, TÜRK MİLLİ BİRLİĞİNE YÜKSELİŞİNE DARBE olarak ortaya çıktığı görülmüştü.

Bu  tecrübeden sonra, kendilerini geri çeken, BARONLARIN evlatlıklarının. öne sürülerek işler çevirme senaryoları ortaya çıkarken, PARELER ÖRGÜT örtüsü altındaki faaliyetlerin, BASIN ve YAYINDAKİ tarzını yaşamakta olduğumuzdur.

Millet çoğunluğunu temsil eden, REİSİCUMHUR ve AİLESİNİ HEDEF almış, bu güruhun asıl hedefi Türk Milletinin Kalkınma sını önlemektir. 13 yıl evveline kadar, Türk’ler bir şey yapamaz” ifsadı ile, okumuş bir çok insanımızın dahi beynini yıkayan, Nesebi belli siz insanların varlığıdır. Paçaları sıkışında ATATÜRK diyen bu münafıklar. Aynı insanın “Bir Türk Dünyaya Bedel’dir” sözünü nerelerine koydukları sorgulanmalıdır. Millete İHANETİN hesabı da sorulmalıdır.   


ZAMAN KANTARI

TEFEKKÜR


Dursen Özalemdar

ZAMAN KANTARI

Memleketimizde cereyan eden siyasi olaylara güncel şekilleriyle baktığımızda vereceğimiz kararda yanılmalar olmaktadır. 90 yıl evvel büyük kayıplarla savaştan çıkmış olan bir millet olarak, Düne ve bugüne akıl terazimize olanları koyarak tartmak ve karar vermek mecburiyetindeyiz.

Bu konudaki değerlendirmelerin ülkemiz üzerindeki etkili dış siyasetin ne olduğu, bizdeki etkileri, Dost ve düşman dış devletlerin durumu ile içerideki siyaset sonucu halı hazır durumun görüntüsüdür. Fazla geriye gitmeden
Gezi parkı olaylarında İngiliz televizyonlarının ülkemizde kurdukları kamplar ve haber provokasyonları malumdur. 17 Aralık 2013 günü de aynı kameraların hazır bir şekilde bekleyişi, bir ayaklanma ve isyan hareketini gözlemeleri ve dünya ya yayma hazırlıkları boşa çıktı.
Birinci Dünya harbinde Osmanlı İmparatorluğunu yıkan İngilizlerin kadim siyasetleri, Orta doğu Petrol topraklarını elimizden alınırken, yok edemedikleri Türk milletini ilerde ne hale getireceklerini de kayıt altına alarak İngiliz Lordral kamarası nezdinde 1925 yılında açıklama yapılarak, BİZE NE OLDU sorumuza CEVAP VERİLMİŞTİR.
Büyük Doğu Mecmuasının 1952 yılındaki nüshasında GENERAL CEVAT RIFAT ATILHAN’ın yazdığı İSLÂMI SARAN TEHLİKE ve
ve SİYONİZM” isimli kitabının 176 sahifesinde aynen gösterilmiştir. Bu vesika muahededen sonra İngiltere Avam Kamarasında “Türklerin istiklalini niçin tanıdınız” diye yükselen itiraza Lord Gürson un verdiği cevaptır. İşte ;

“ASIL BUNDAN SONRADIR Kİ, TÜRKLER BİR DAHA ESKİ SATVET VE ŞEVKETLERİNE KAVUŞAMIYACAKLARDIR. ZİRA BİZ ONLARI, MÂNEVİYAT VE RUH CEPHELERİNDEN SÖNDÜRMÜŞ BULUNUYORUZ.  Açıklamasıdır.

Bu açıklamadan sonra, Dış siyasetimizde olanları, İçerdeki siyaseti değerlendirmek için, en temel ölçünün bu olduğudur. Ülkeden yana olanlarla, ülkemize karşı olanların bu ifade ile değerlendirdiğimizde İktidarın ülkeye yaptığı hizmetler ile buna karşı çıkanların kimin hesabına çalışanlar olduğunu anlamanın mümkün olacağıdır.

LORD GÜRSON ‘un torunları siyaset sahamızda cirit atarlarken, diğer branşlarda boy gösterenleri de 90 yıldır görüyoruz. 40 yıl evvel,” Bu barajları niye yapıyorsunuz, Elektriği toprağa mı vereceksiniz” diyen ECEVİT ile, Birinci boğaz köprüsünü LÜKS olarak gören aynı zihniyetin, bu gün aynı kafa ile direktifler ile, Köprülere, Tüp geçitlere, Hava alanlarına, Kanal projelerine, Yollara Askeri stratejik projelere ve ülkeye hizmette atılan her adıma karşı olmaları, ancak ve ancak, Lord Gürson ’un ifadesi ile anlam bulmakta, kendisini göstermektedir. HDP, Muhalif BASIN, OKYANUS OTESİ TEŞKİLAT, PKK ve yandaşlarının bu ihanet sarmalının bu günkü elemanları olduğudur. 2 dünya harbi ile nesli bozulan ALMANLARIN, kadim dostu Türkiye’ye karşı bu günkü davranışlarının, Alman gerçeğinin inkârı olduğudur. Obama’ nın, Merkel’ i dudaklarından öpüşme resmi de bu deformasyonun görüntüsüdür.
Not :Güncel yazılar, Samsun Dengegazetesi @hotmail,com,








5 Eylül 2015 Cumartesi

İBRET ALABİLİRSEN

TEFEKKÜR
Dursen Özalemdar

İBRET ALABİLİRSEN

İçtimaiyattaki günümüz halleri, her konumda değişiktir. Nefsin ön plana çıması ile, tezahür eden düşünceler, eğer İLİM-AKIL ve RAHMANİ DİZGİNLERLE zaptu rapt altına alınmansa, dizginini koyuvermiş bir AT gibi her önüne geleni gücü nispetinde ezerek hem kendine hem de etrafına zarar verir.

 İnsan, Kendi hayatını, var olan tek gaye halinde gördüğünde, yapacağı yanlışlıkların haddi hesabı yoktur. DERS almak, ÖGÜT dinlemek, DAHA ÖNCEKİLERİN hayatlarından ibretli sahneleri görebilmek, bize YOL, YORDAM GÖSTEREN rehberler olmalıdır.

Abbasi Halifelerinden Harun Reşit M.786 yılında tahta geçerek Halife olmuştur. Abbasi İslâm devletinin en parlak dönemi bu devirdedir. Harun Reşit’in güçlü ve adaletli yönetiminde, Kardeşi, danışmanı, Nuktedanı olarak görülen BEHLÜL DANENDE, ibretli sözleri ile günümüze kadar gelmiştir.

Bir gün Harun Reşit’in vezirlerinden biri, “Halife Efendimiz! Behlül senin kardeşin niye buraya gelmiyor, Bir başına divane dolanıyor? Sen bunu bir kere daha çağır. İyilikle yanımıza gel. bir başına divane dolanma. Sen bir halife kardeşisin, El âleme beni rezil etme. Gel artık insan içine gir. Deseniz de buraya gelse” der.

Harun Reşit de Behlül’ ü çağırtıp vezirin söylediklerinin aynısını Behlül’e söyler…
Behlül’de. “O zaman bana müsaade edin, ben bunu gidip DANIŞAYIM. Akşamüstü gelir size cevap veririm” der.
Behlül gidince Harun Reşit’le vezirleri”Acaba bu mecnun kime gidip danışacak” diye MERAK etmeye başlarlar. Behlül’ü takip etmesi için arkasından bir adam gönderirler.
Akşamüstü peşi sıra saldıkları adam nefes nefese gelir. Halife vezirler bir ağızdan merakla sorarlar: “Hadi çabuk söyle Behlül kime danıştı.” Tık nefes kalan adam; “Valla Behlül kimseye danışmadı. Kimseyle de konuşmadı. Buradan çıktı, bir dükkânda kebap yedi, bir başka dükkânda da tatlı yedi. Daha başka şeyler yedikten sonra da bir kahvede oturdu. Şimdi buraya geliyor. Sizin yanınıza ondan evvel geleyim diye koşarak geldim.” Gerçekten adamın dediği gibi, birazdan Behlül  içeri girer. Halife hemen Behlül’e sorar. “Evet Behlül ne yaptın, kime danıştın? Der.

Behlül ,”Vallahi ben buradan giderken kara kara kime danışayım diye kafa yordum. Acıktım Kebap yedim, tatlı yedim, çay içtim ama danışacak kimseyi bulamadım. Baktım ki akşam oluyor, bir tuvalete gireyim de sonra yanınıza geleyim dedim. Tuvalette dışkıları gördüm. Bari bunlara danışayım dedim. “siz ne dersiniz? Ben artık insan içine gireyim mi ? Diye sordum.

Dile geldiler ve bana. “Biz sana tavsiye veremeyiz, ama sen bizim durumumuza bakıp bir fikir sahibi ol. Bir vakit kimimiz ET. Kimimiz güzel kokulu ELMA idi. İmrenilen TATLI idi. İnsan içine girdik böyle olduk. Var gerisini sen düşün” dediler.

Diyerek ardına dahi bakmadan saraydan koşar adımlarla ayrıldı.

Siz de  tarih boyu, İnsan ve cemiyet işlerine karışmış nice insana ve bugün  vekillik için nice taklalar atanların,  gerçek hallerine bakıp, Behlül’e sunulan Devlet işindeki görevden kaçmasının manasını anlayabiliyor musunuz?


21 Ağustos 2015 Cuma

BİZİM ŞEHİTLERİMİZ CENNET'E-SİZİN LEŞLERİNİZ CEHENNEME

TEFEKKÜR

Dursen Özalemdar

BİZİM ŞEHİTLERİMİZ CENNET’E
PKK ‘nın LEŞLERİ CEHENNEME

 BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ve avanesinin şimdiye kadar yaptığı BÖLÜCÜ söylem ve eylemlerinin ülkeyi götürdügü nokta PKK nın yaptığı cinayet ve ihanetlerle ortadadır. Türk milleti çetin bir sınavdan geçmektedir. Ülkeyi tehdit eden, İnsanlarımızı ÖLDÜREN, Mala, cana zarar veren, Azgın bir guruhun varlığıdır. PKK nın birbirlerine benzeyen aşağıdaki görüntülerinde Ermeni papazıyla birlikteki fotoğrafları, elbette ki birçok şeyler ifade ediyor. Türkiye’nin bütün iyi niyetlerine rağmen, Etrafımızdaki komşu dediğimiz ülkelerin, Ermenistan, İrak ve Suriye deki PKK Terör kamplarının varlıkları, Düşmanlık tavrı olarak görülmektedir.
gazete fotografları 672.jpg
 Sayın Başbakan’ın KARDEŞLİK ve BİRLİK konusundaki açık, seçik beyanlarına rağmen, Aslen Kürt olmadıkları halde, bu günlere kadar KÜRT milliyetçiliğini istismar eden BDP ve PKK  nin arka planını gözler önüne sermektedir.

Batılı devletlerden, Almanya’nın bu günkü tavrı, geçmişteki Fransa’nın davranışları bilinmektedir. Eski teröristlere Fransa nın, Ermeni mezarlığında yer tahsis etmesi, Kimlerin, Kim olduğu, KİMLİKLERİNİ ortaya koymaktadır. Kadim tarihten bu yana bir ve beraber olduğumuz, MÜSLÜMAN KÜRT kardeşlerimizin PKK nın DİNSİZLİĞİNE rağmen, Dıyarbakırda ki DİN DERSİ TERCİHİNDE 24.000 rakamlı öğrenci müracaatının, KÖMÜNİST-DİNSİZ PKK ya bir tokat olduğudur.

gazete fotografları 313.jpg
Ermeni papazının etrafında poz veren PKK militanlarının , bu görüntülerle ne oldukları, neye hizmet ettikleri konusunda hala tereddütte olanlar var mıdır?
Selahattin Demirtaş’ın, Mezhep ve Irkçılık mevzuundaki İSTİSMARI, kendi İHANETLERİNİN görüntüsüdür.
Uhut savaşında Kafirlere
BİZİM ÖLÜLERİMİZ CENNET’e
SİZİN ÖLÜLERİNİZ CEHENNEME gidecek diyen İslam mücahitleri gibi.
Biz’de , aynı ifadeyi kullanarak.
BİZİM ŞEHİTLERİMİZ CENNET’e

PKK ‘nın LEŞLERİ’ de CEHENNEME GİDECEKTİR diyoruz. 

HER UMMET İN FİİRAVUNU

TEFEKKÜR
Dursen Özalemdar

HER ÜMMETİN FİRAVUNU

Bedir savaşına iştirak etmiş olan Sahabelerden Abdurrahman bin Avf.  Bu savaştaki önemli bir hatıratını şu şekilde dile getiriyordu. “ Bedir savaşında iki çocuğun arasında kalmıştım. Kendi kendime bu iki çocuğun arasında kalmaktansa cengaver bir kahramanın arasında bulunsaydım diye esef ediyordum.

Bu sırada, yakınımdaki gençlerden biri yaklaşarak; “Amca sen Ebu Cehil’i tanır mısın” dedi. –Tanırım, fakat senin Ebu Cehil’le ne alış verisin var. Dedim. –O Resulüllah Hazretlerine pek çok eziyet etmiş, bunun için ahdettim. Onu görürsem yakasına yapışacak, ya onu geberteceğim, ya da kendim öleceğim. İkimizden birimiz ölünceye kadar çarpışacağım. dedi.

Bu arada diğer genç te geldi, o da aynı şekilde, Ebu Cehil’i sordu. Bu gençlerin küçük vücutlarına rağmen, taşıdıkları büyük imanları bana da cesaret ve kuvvet verdi. Bir müddet sonra Ebu Cehil’i devesine binmiş, etrafını çevrelemiş adamlarının arasında savaş meydanında dolaşırken gördüm.

Gençlere,-İşte sizin aradığınız Ebu Cehil şu diyerek onu iki çocuğa da gösterdim. Gençler yayından fırlayan ok misali, aniden yanımdan ayrılarak yıldırım gibi Ebu Cehil’in yakınına kadar sokuldular. Küçük boylarıyla develerin karınlarının altlarından rahatlıkla geçiyorlardı. Sur’atli hareket ederek kılıçlarıyla deve üstündeki Ebu Cehil’in ayaklarını keserek onu deveden aşağıya düşürdüler. Çocuk diye mühimsemediğin bu iki kahraman. Afra hatunun oğulları Muaz ve Muavviz imiş.

Bundan sonrasını kendilerinden dinleyelim. “ Ben kılıcımla Ebu Cehil’in ayağını kestim. O da darbe yaparak kolumu omuz başından derin bir yara açtı. Kolumu sadece deri tutuyordu. Sallanan kolum bana manilik yapıyordu. Koluma ayağımla basıp çekerek kopardım.

Ebu Cehil kendisini ticaretle uğraşan Mekkelilerin reisi olarak görür. Çiftçilikle uğraşan Medinelileri hakir görürdü. Bu sebeple hakir gördüğü Medinelilerden Muaz’ın onu kahreden yarası ile kumlar üzerine serilmiş, kıvranırken “-Keşke beni çiftçilerden başkası öldürseydi. Diye söylenip duruyordu.

Bu sırada Resul-i Ekrem Efendimiz. –Acaba şu anda Ebu Cehil ne yapıyor? Kim ondan bir haber getirecek? Diye sordular.


Bunun üzerine Abdullah bin Mes’ud koşarak Ebu Cehil’in bulunduğu yere geldi. O, henüz can çekişiyordu. –Ey İslam düşmanı, ne haber? Diyerek üstüne basıp göğsüne çıktı. Ebu Cehil ise, son nefeslerini yaşamaktaydı. Buna rağmen, içinde beslediği kinini yine dışına aksettirerek. –Ey koyun çobanı, pek de yüksek yere çıkmışsın! Diye mırıldandı, sonra sordu.-Zafer hangi tarafta, sen ondan haber ver? İbn-i Mesu-d buna; -Allah’a hamd olsun ki, zafer ve galebe İslam’dadır. Yeis ve keder içinde öl! Diye mukabelede bulundu. Bu halinde bile, Peygamberinize olan husumetim şimdi daha da şiddetlendi. Diye mırıldandı. İbn-i Mes’ud bir kılıç darbesiyle Ebu Cehil’in başını gövdesinden ayırarak kılıcının ucuna takarak Peygamberimizin huzuruna geldi. _ Peygamberimiz –Seni kahreden Allah’a hamd olsun, ey adüvvellah (Allah’ın düşmanı) dedikten sonra şöyle buyurdu. “-Bu herif bu ümmetin FİRAVUNU’ydu”  Bu günün Firavunu veya Firavunları acaba kimdir. Mısır belli, Suriye belli, diğerleri kim.. . o da sizin basiretinize, neyi,nasıl gördüğünüze bağlı.  Şeytanı, Melek gibi görme, Meleği,Şeytan gibi görme, siyasi nazarında  çok ça yanılmaların yaşandığı günümüzde, İNAT gözlüğü ile yoldan sapan niceleri var. Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethi sırasında, Akşemeddin’in duaları karşısındaki Cibali baba misali nicelerinin günümüzdeki varlığıdır. 

BİZDEKİ BATICILAR BİZDEKİ DOGUCULAR

TEFEKKÜR

Dursen Özalemdar

BİZ’ DEKİ BATICILAR
BİZ’DEKİ  DOGUCULAR

“Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Şahsın görünür rutbe-i aklı eserinde” Sözü gibi, Bizdeki BATICILAR ve REJİM olarak Doğu Bloğu Komünizm rejimini kendilerine rehber edinen, nice insan ve siyasi teşekkülü tarihler boyu izledik.
 Batıcıların batı derken, ALAFRANGA oluşları, kendi kimliklerini ret ederek. şekil ve yaşayışta kendi öz değerlerine tamamen ters olmalarına rağmen, kopyacı insan tipleri ile, inançlarını dahi ret eden yığınları gördük. Darvin ve Evrim Teorisini kendine rehber edinerek, Geçmişlerini MAYMUN’ la EŞLEŞTİREN, İnsanlıktan HAYVANLIĞA kendini soyca indiren nice kelli felli, unvan ve okuma cahillerini temaşa ettik.

Şu anda Komünizm’i ret eden,  uygulamanın yanlışlıklarını görerek, Din’e ve İnançlara kapılarını açan, Rusya ve Çin gibi sembol ülkelerin, var olan durumlarına rağmen, Bizde hala eskiye takılmış, Komünist Manifestosu fikrini sözde savunan, Temel de ise, Batılı Alafrangacılarla ATAİZİM (ALLAH’I İNKAR) cılıkta buluşan her iki cenahın da  ülkemize mahsus nesli kalmamış fosilleri de gördük.   

ATAİZM batağında buluşan bu iki grubun, Batılı görünenleri, Zenginlik ve Dünya nimetlerini değişik pozisyonlarla elde etme becerileriyle görürlerken, Bunların arkadan desteklediği, Sol gurupların KAPİTALSİZM ve EMPERYALİZM aleyhtarı “sadece söylemleri” ülkemiz üzerindeki oynadıkları büyük oyunların aktörleri olarak gördük.

Asıl olan, Ülkeyi bölmek. Güçlenmesini önlemek. Yer altı ve yer üstü zenginliklerimize rağmen, ülkemizi ve insanlarımızı fakirleştirmek için her türlü entrika ve ihanet içinde oldukları görülürken. 1970 ve öncesi yıllarda, Sol fraksiyonların her türlüsünün cirit atması. Ermeni Asala örgütünün Diplomatlarımızı ve insanlarımızı katletmesi hala zihinlerimizde ve tarihi kayıtlarımızda mevcut iken. PKK nın 30 yılı aşkındır katlettiği canlar, yok ettiği mal varlıklarının hadde ve hesaba sığmayacak rakamlarda olduğudur.

Mevcut hükümetin, İç ve Dış politikadaki istikrarını
çeşitli bahaneler ile Provakite etmek isteyen, muhalefet partileri, Dün’ü unutup bu gün ü dün’e çevirmek için ellerinden geleni yapmaktadır.

Koalisyon hükümetlerinin istikrarsızlıklarını yıllarca yaşamış olan milletimizin, Büyük bir oyuna gelerek PKK ye sırtını dayamış bir partiye oy vererek, TERÖRİST’LERİ Meclise sokma yanlışlığı bugünkü KAOSU ortaya çıkarmıştır.  

Ak Parti Hükümetinin yaptığı  işlerin geçmişe göre REFORM olarak değerlendirilmesi gerekirken. Yapılan yatırımlar. Ulaşım, Sağlık, Egitim, Emekli haklarındaki iyileştirmeler, SG Kurumunun yapılanması. 657 sayılı Kanundaki yeni getiriler. Sanayi ve Teknolojideki gelişmeler ve Devletin rolü. Dış siyasetteki istikrar, Afrika.Asya  ülkeleri ile olan münasebetin ve ticaretin artırılması, İş gücü ve teknoloji transferi. Helikopter ve daha birçok savaş araçlarının TSK ihtiyacına yerli olarak cevap vermesi. İhracat yapılması., Hızlı Trenler,Bölünmüş yollar, Köprüler, su altı geçiş tünelleri ile binlerce imar ve ihya hareketinin yaşandığı günümüzde, ufka güvenle bakan bir TÜRKİYE ‘yi görememenin akıl noksanlığı olacağıdır.

Batıya ve batı alışkanlıklarına adapte olmuş insanların, Türkiye’nin bu kendine mahsus öz değişimi ve gelişimine dudak büktükleri görülürken, Kendini ulusalcı ve Milliyetçi kabul eden insanların, bu günkü MİLLİ hareketliliğe alkış tutmaları lazımdır.

Bu iki faktör içinde, en salim yolun, İslam ve Allah’ın ŞERİAT denilen hükümleri olmasına rağmen, Batı’nın dejenere edilmiş, Hıristiyan inancının ATEİZM’İ ortaya çıkartırken, Skolâstik, doğunun değişik gizemlerindeki çeşitliliğinin dışında, şu anda terk edilmiş Komünizm rejimi nin inkârcılığında inatlaşan beyni yıkanmışların çekişmesinin yaşanması, arzu edilen akıl yolu olmadığıdır. Tarihi tecrübeler ile İnsanlık ufku İSLAM’IN hak ve adalet, sevgi ve muhabbet üzerine kurulan nuruna ihtiyaç duymaktadır.






İYİLİKLER ve KÖTÜLÜKLER

TEFEKKÜR
Dursen Özalemdar

İYİLİKLER ve KÖTÜLÜKLER

İnsan oğluna, İYİLİK ve KÖTÜLÜKLER’ Peygamberler vasıtası ile  Allah (c.c.) bildirmiştir. Bütün hak dinlerde bu konu tahrifatsız olarak birbirinin aynıdır. Hz,Adem (a.s.) 10 suhuf. Hz.Şit’e 50 suhuf. Hz.İdris’e 30 suhuf ve  Hz. Musa’ya indirilen Tevrat, Hz.İsa’ya İncil, Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) ye indirilen KUR’AN-I KERİM, İYİLİKLER’İ ve KÖTÜLÜKLERİ  tek, tek sayarak insan oğlunu bilgilendirmiştir.

Allah (c.c.) İNSAN ÖLDÜRMEYİ yasaklarken, Cinayet işleyenin hangi cezaya çarptırılacağını, Ölenin hukukunun ne olacağını’da açıklamıştır. ZİNA yapma yasaklanırken, buna ait sebeplerde yasaklar dizisinde HARAM sayılmıştır. Zina’nın nesli bozması, İnsan hukukuna aykırı olması, kadın ve CENİNİN hukukunun ne olduğu tek, tek anlatılarak, cemiyet düzenindeki olması gerekeni ortaya koymuştur. Hırsızlık, Haksız kazanç, Gasp, Yalancılık, Münafıklık, Komşu hakları, kayda girerken, bütün bunların dengesini bozan, İçki’nin HARAM edilmesi ve insanlığa verdiği zarar göz önüne alınmıştır.

İMTİHAN SIRRINA tabi olan insanlık, hangi zaman ve mekânda olursa olsun, bütün hal ve ahvali ile imtihana tabi olduğudur. İnsanla birlikte var edilmiş bulunan, Yazıcı meleklerin, Sağ taraftakinin iyilikleri, Sol taraftakinin KÖTÜLÜKLERİ kayıt altına alması, mahşer günü eline verilecek kendine ait kitabın, Sağ veya Soldan verilerek, CENNET’e veya CEHENNEM’e gitmesine yol açacağını bildirilmiştir.

CENNETİN güzellikleri yanında CEHENNEMİN çirkinliği, ürkütücülüğü ve korkunçluğu da anlatılarak, gereken ikaz  ve ihtar yapılmıştır. İnsanın dünyadaki varlığı ile beraber, insan nüfusundan 10 kat daha fazla Cin ni varlıkların, insan nüfusundan 100 kat daha fazla ŞEYTANLARIN ve İnsan nüfusundan 1000 kat daha fazla MELEK lerin varlığı haber verilmiştir.

İnsan’ın varlığı ile başıboş olmadığı, Şeytan’ın insan’a imtihanı kaybettirmek için musallat edildiği. Maddi iktidarsızlığına rağmen, telkin yolu ile insan’ı yanlış yola ittiği gerçeğidir. Kötülüklerin tümünün Şeytanın kullandığı malzemeler olarak önümüze çıkarken, İnsan’ın doğru yolu bulmada, kendine DÜŞMAN olarak musallat olan, Şeytanın hile ve entrikalarını bilmelidir. Bütün kitapçılarda bir lira gibi sembolik bir fiyatla satılan (ŞEYTANIN HİLELERİ) küçük cep kitabının, bu konuda Rehber bir eser olması bizim için de bir nimettir.

ŞU HİTAB’ı İLAHİ ; KUR’AN-I KERİM’in NİSA SURESİ 47 AYET : “Ey kendilerine kitap verilenler, Biz birtakım yüzleri silip,dümdüz ederek arkalarına çevirmeden,cumartesi adamları gibi lanetlenmeden önce davranarak, size gelenleri doğrulamak üzere indirdiğimiz Kur’an a iman edin.Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir.


 Nisa Suresi 56 Ayet ; Şüphesiz ki ayetlerimizi inkar eden kâfirleri biz yarın ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı (hiç hafiflemeden) duysunlar diye, kendilerine başka deriler vereceğiz. Çünkü ALLAH Aziz ve her işi hikmetlidir.