6 Şubat 2013 Çarşamba

Hz.MUSA ve DİRİLEN ÖLÜ



KISSALAR.        (1)                         HZ. MUSA  ve DİRİLEN ÖLÜ . . .
                                               Dursen Özalemdar

Hazreti Musa devrinde Beni İsrail kavminde salih bir zat vardı, onun ufak bir oğlu ve birde danası vardı. Bir kere o danayı ormana getirerek; “Ey Allahım bu danayı oğlum büyüyünceye kadar sana emanet ediyorum.” dedi.  Ve o zat öldü. Zamanla dana ormanda büyüyerek orta bir yaşa geldi, kendisini gören herkesten kaçardı.
O (yetim kalan) çocuk büyüyerek, annesine çok itaatkâr olmuştu. Geceyi üçe ayırır, üçte birinde namaz kılar, üçte birini annesinin başında bekler. Diğer üçte birinde ise uyurdu. Sabah olduğunda ormandan odun toplar, çarşıda satar, kazancının üçte birini tasadduk eder(sadaka verir), üçte birini yer, diğer üçte birini de annesine verirdi. Bir gün annesi ona dedi ki; “ Baban sana bir dana miras bıraktı, Falan ormanda onu Allah-u Tealâya emanet etti, Oraya git, İbrahim, İsmail ve İshak (a.s.) ın İlahına, o danayı sana göndermesi için dua et, o dananın nişanı şudur ki; kendisine baktığında güneşin şualarını (parıltılarını) derisinden çıkıyor zannedersin.
O genç ormana gidip, tarif edilen danayı otlarken buldu ve ona; “İbrahim, İsmail, İshak ve Yakup (A.S.) un İlahı adına seni çağırıyorum,” diye bağırdı, dana koşarak geldi ve önünde durdu. Genç onu boynundan yakalayarak çekip götürmeye başladı, İnek Allah-u Tealânın izniyle konuştu ve “Ey annesine itaat eden genç! Sırtıma bin bu sana daha kolaydır” dedi. Genç de; “Annem bana bunu emretmedi, ancak boynundan tut, dedi” deyince, İnek “Beni İsrail’in İlahına yemin ederim ki, eğer benim sırtıma binseydin, ebediyen bana gücün yetmeyecekti, şimdi yürü, zira sen şu dağa kökünden kopup, seninle gelmesini
                                (2)
emretsen, o dağ annene olan itaatından dolayı elbette bunu yapar,”  dedi,
Bunun üzerine o genç, ineği alıp annesine götürdü. Annesi ona. “Sen fakirsin, malın yok, gündüzleri odun taşıyıp geceleri ibadete kalkmak sana zor gelir, git bu ineği sat! Dedi. Oğlu , kaça satayım deyince, annesi “ Üç dinar’a sat, fakat bana danışmadan da satma” dedi. İneğin değeri üç dinardı. Çocuk onu pazara götürdü.
Mevlâ Tealâ Hazretleri mahlukatına (yaratıklarına) kudretini, gücünü) göstermek ve o gence annesine itaat etmesinin faziletini haber vermek için bir melek gönderdi. Melek gence; “Bu ineği kaça satıyorsun ?” dedi. Genç” Annemin rızası şartıyla üç dinar’a.”  dedi. Melek “Annene danışma sana altı dinar vereyim,” dedi. Genç de ona; “Sığırın ağırlığınca altın versen de, annemin rızası olmadan onu satamam” dedi. Ve ineği geri götürerek, bir müşterinin altı dinar verdiğini haber verdi. Bunun üzerine annesi; “Git benim rızamla onu altı dinar’a sat “ dedi. Çocuk ineği tekrar pazara götürdü. Melek müşteri suretinde tekrar ona gelerek; “Annene danıştın mı? “ dedi. Genç, “Annem tekrar kendine danışmam şartıyla altı dinardan aşağıya satmamamı emretti,” dedi. Melek gence “Annene danışma sana on iki dinar vereyim.” Dedi. Genç kabul etmeyip annesine haber verdi. Annesi ona; “Sana gelen insan suretinde bir melektir. Böylece seni imtihan ediyor, bir daha geldiğinde sen ona bu ineği satayım mı, satmayayım mı, ne emrediyorsun? Diye sor. Genç söyleneni yapınca, melek, gence; “Annene git ve ona, bu ineği saklayın, zira İmran oğlu Musa(a.s,) Beni İsrail’de öldürülecek bir kişi için bunu senden alacak, o zaman bu ineğin derisinin dolusu dinar’a satarsınız de,” dedi.                

                                 (3)
Böylece onu sakladılar.
ibn-i Cerir’in, İbn-i Abbas (r.a.) dan rivayet ettiğine göre;  Beni İsrail’de zengin bir ihtiyar vardı. Kardeşinin oğulları ise fakirdiler, hiçbir şeyleri yoktu, bu ihtiyarın da çocuğu olmayıp tek varisi kardeşinin oğullarıydı. Onlar: “Keşke amcamız ölse de malına konsak” diyorlardı. Amcalarının ölümü gecikince şeytan onlara “Amcanızı öldürüp içinde bulunmadığınız şehir ehline diyetini yükleseniz olmaz mı ?” diye vesvese verdi.
O zaman Beni İsrail iki şehirde bulunuyorlardı. Bir kişi öldürülüp iki şehir arasına atılsa, ölüye iki şehir arası ölçülür, ölü hangisine yakınsa diyet o şehre yüklenirdi. Şeytan bu işi onlara süsleyince onlar da karar vererek amcalarını öldürdüler. Sonra ölüyü kendilerinin bulunmadıkları şehrin kapısına attılar. Sabah olunca o şehrin ehline gelerek; “Amcamız sizin şehrinizin kapısında öldürüldü, vallahi diyetini (öldürene ceza olarak yüklenen parayı) bize ödeyeceksiniz” dediler. O şehrin ahalisi de “ Allah! a yemin ederiz ki, biz sizin amcanızı öldürmedik, öldüreni de bilmiyoruz ve şehir kapısını kitlediğimiz vakitten sabaha kadar da açmadık.” Dediler.
Bunun üzerine Musa (a.s.) a  müracaat ettiler  Devamını Kitabımız Kur’an-ı Kerimin Bakara Suresinin ilgili ayetlerinden takip edelim.
BAKARA SURESİ-AYET .67.
Hani bir zamanlar Musa kavmine demişti ki”Allah size bir inek bogazlamanızı emrediyor. “Onlar da.” Sen bizimle alay mı ediyorsun ?” dediler. Cahillerden biri olmaktan Allah’a sığınırım dedi.
68-Onlar “Bizim için Rabbine dua et onu bize açıklasın dediler.” Musa; “Rabbim buyuruyor ki ; o ne kart ne de çok körpedir, ikisi arası bir sığırdır, haydi emrolunduğunuz işi yapın.” Dedi.
69-Onlar,”Bizim için Rabbine dua et , rengi ne ise bize onu açıklaşın.” Dediler. Musa; “Rabbim buyuruyor ki; “O bakanların içini açan parlak sarı renkli bir sığırdır.” Dedi.
70-Onlar,” Rabbine dua et onun ne olduğunu bize iyice açıklasın, çünkü o bize biraz karışık geldi, bununla beraber Allah dilerse onu elbette buluruz.” Dediler.
71-Musa dedi ki; “Rabbim onun ne çifte koşulup tarla süren, ne ekin sulayan, ne de salma gezen ve hiç alacası olmayan bir sığır olduğunu buyuruyor.” Onlar da, “İşte şimdi tam gerçeği ortaya koydun.” Dediler. Sonunda o sığırı bulup boğazladılar. Az kalsın yapamayacaklardı.
72-Hani siz bir adam öldürmüştünüz de (katili) hakkında birbirinizle atışmış, suçu üzerinizden atmıştınız. Oysa ALLAH, gizlediğinizi ortaya çıkaracaktı.
73-Sığırın bir parçasıyla ölüye vurun demiştik, işte Allah ölüleri böylece diriltir ve sizlere ayetlerini gösterir ki, aklınızı başınıza alasınız. . .
Öyle yaptılar, Kesilen et ölüye vurulduğunda, bi-İznillahi Tealâ (Allah-u Tealâ’nın izniyle) ölü kalktı, damarları kan fışkırıyordu ve kardeşinin oğulları için,” Beni falan, falan öldürdü” dedi. Sonra ölü olarak tekrar düştü. Bunun üzerine kardeşinin iki oğlu yakalanarak öldürüllerken, O gence, annesi ne itaatinin dünyadaki mükâfatı da verilmiş oldu. O genç sığırın derisinin doldurduğu altınlarının üçte ikisini Beni İsrail’in fakirlerine dağıttı. Üçte birini de kendine ayırdı.  (Hazin, Dürrül-i Mensur, Siracü-l Münir.Mealimü’t Tenzil ve Ruhu-l Beyan tefsirleri.)


                                            



2 yorum:

  1. Çok acayip bir yalan...su yazan kişi buna inamdi mi? Inek konuştu sonra kesildi etiyle ölü dirildi...bu yaradılışa aykırı tip-a aykırı akla mantığa aykırı..bir süslememeli hikaye mitolik bir hikâye...musa adam öldürmüştü onuda diriltseydi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sem tıppa mı iman ettin? İslama mı? Allah kainata bir düzen koymuştur. Bahsettiğin bütün bilimler bu düzeni kabul ederler. Yani aynı şartlar altında aynı olaylar olur diye düşünürler. Allah Celle Celalühü bu kainata bir düzen koyduğu gibi istediği zaman onu değiştirebilir. Birde senden mucize ne demek onu öğrenmeni isterim. Mucize aciz bırakan demek sende aciz kalmışsın.Yok Kuran'a iman etmediysen. Allah hidayet versin.

      Sil