9 Mayıs 2015 Cumartesi

KAÇIRILAN KİTAP İNCİL'İ BARNABA


TEFEKKÜR
 
Dursen Özalemdar
 
KAÇIRILAN KİTAP İNCİL-İ BARNABA (2)

    

Batı dünyasının Asr-ı Saadet münafıklarına has olan bir inat ve gayretle bu İncili yok etmeye çalışması, gerçekten son derece ibret vericidir.

Barnaba İncil'i tahrif edilmiş olmasına rağmen, hakikatlerin bir kısmını muhafaza etmektedir.

Yazımızın bundan sonraki bölümlerini, Barnaba İncil'inden aynen alınan paragraflarla sürdürüyor ve Peygamber (A.S.M) Efendimizin hakkaniyetini, bir de bu eserden dinliyoruz.

Kitabın 44. sayfasında Hz. İsa (A.S) kendisinden sonra gelecek olan peygamberi havarilerine şöyle tarif etmektedir.

"Size söylüyorum, Allah'ın Resülü bütün mahlukata rahmettir. O, ahlayışlı ve tesellici,hikmetli ve kudretli, Allah aşkı ve korkusuyla dolu, dakik ve yumuşak ruhludur.  Rahmet ve yardımseverlik ruhu ile, adalet ve acıma hissi ile, nezaket ve sabır ruhu ile hareket eder. Cenab-ı Hak bütün yaratıklarına verdiğinin üç katını ona vermiştir. O, bu dünyaya geldiğinde saadet devridir. Buna inanınız. Bütün Peygamberlerin, Allah'ın onlara verdiği nübüvvet gözü ile gördügü gibi, ben de onu gördüm. O'nu görünce ruhum teselli ile doldu. "Ey Muhammed, Allah seninle beraber olsun ve beni senin ayakkabının bağı olmak şerefi ile şereflendirsin. Eğer ben bu muradıma erersem, Allah'ın mübarek bir kulu ve büyük bir peygamberi olacağım. ve Hz. İsa(A.S.) bunu söyledikten sonra Allah'a şükretti.

Hz.Peygamberden çok önceleri ona "Ey Muhammed" diye hitap ederek Peygamberliğini tasdik ile haber veren Hz.İsa (A.S.)ve Barnaba İncili O'nun en büyük peygamber olduğunun inkâr edilmez bir delilidir.

Yine aynı eserde Hz.İsa (A.S.)bir kadının "beklenen mesih sen değilmisin"sorusuna, şu cevabı vermektedir. -Ben yalnız İsrailoğullarına gönderilmiş bir kurtarıcı bir peygamberim.Lâkin benden sonra Allah tarafından bütün âleme Muhammed adında bir resûl gönderilecektir. (İncil'i Barnaba fasıl 96.cümle 8) demiştir. Barnaba İncili'nde, ne Hz.İSA (A.S.)ın ilâhlığından söz edilmekte, ne de onun çarmıha gerildiğinden bahsedilmemektedir.

Yine Barnaba İncili'nde Hz.İsa (A.S.)"Ben bütün yeryüzündeki kabilelerin beklediği mesih değilim" (İncil'i Barnaba fasıl 96. cümle 12) demiştir.

Yine Hz. İsa (A.S.9 Peygamber (S.A.V.) Efendimizin bizzat mübaret ismini söyleyerek "Hz.Muhammed (S.A.V.) Arap yarımadasında zuhur edecek. Putları ve putlara tapanları te'dip edecektir." (İncil'i Barnaba fasıl 163. cümle 7 ) demektedir.

-"Ey muallim, dünyaya geleceğinden bahsettiğiniz o zat kimdir ? sualine, Hz.İsa (A.S.)  Muhammed Resulullah tır" (Yuhanna İncili XVI 13) cevabını vermiştir.

"Bununla beraber ben size hakikatı söylüyorum. Benim gitmem sizin için hayırlıdır. Çünkü gitmezsem tesellici size gelmez." (Yuhanna İncil'i  XVI  13)

Tahrif edilmiş, yâni kasıtlı olarak değiştirilmiş olan İncillerden ve Yuhanna İncilinden  alınan yukarıdaki ifadeler, bu mukaddes kitabın tahrif edilmeden önce Peygamber (A.S.M.) Efendimize ait delillerle dolu olduğunu isbat etmektedir. Evet Peygamberimizin (S.A.V.) hakkaniyetine bazen ay, bazen güneş şahadet etmiş, bazen ise taşlar ve ağaçlar delil olmuştur. Elbette Kur'an'ın haricindeki mukaddes kitaplar da O Zat'tan
(S.A.V.) bahsedecek ve bu gerçeği göstermek istemeyen  Kafir ve münafıklar, ne kadar tahrif ederlerse etsinler, o muhteşem hakikatleri gizleyemeyeceklerdir.


VELİ'nin NASİHATLARI

TEFEKKÜR
Dursen Özalemdar

VELİ ‘ nin NASIHATLERİ          GAZETE FOTOGRAFLARI 509.jpg

Genç bir adam, seyahat halinde iken, bir şehre uğrar. “şehrinizde akıllı bir kimse yok mudur ki nasihat alayım” diye rastladığı birine sorar.
Biri ;”Şehrimizde ulu bir kişi var, o da kendini deliliğe vurmuş, şu sokakta çocuklarla oyun oynuyor.”dedi.
Genç adam, yürüyüp oraya vardı. Sopasına at gibi binmiş Veli’ye yaklaştı. “Ey sopaya at gibi binen atlı, bir an için atını bu tarafa sür.” Ve kendisine yaklaştı; “Ne söyleyeceksen çabuk söyle, atım çok serkeştir, pek huysuzdur. Çabuk ol ki seni tepmesin. Ne soracaksan açıkça sor.
 
Genç adam gönlündeki sırrı söyleyemedi. Ondan vaz geçip Veli’yi alaya aldı.

“Bu sokakta oturan kadınlardan birini almak istiyorum. Benim gibi bir adama hangisi lâyıktır.” Dedi.

Veli ;”Dünyada üç türlü kadın vardır, ikisi zahmet biri mihnetten ibarettir.” Biri daimi bir hazinedir onu alırsan tamamıyla senin olur. İkincisinin yarısı senin olur. Yarısı senden ayrı kalır. Üçüncüsü ise sana hiç mal olmaz.
 Hadi yürü, yolumdan çekil atım seni tepmesin. Yoksa bir düştün mü bir daha kalkamazsın.”dedi ve sopasını sürüp çocukların arasına katıldı.

Genç adam pek bir şey anlamamıştı, ona tekrar seslendi: “Gel de hiç olmazsa şunu güzelce bir anlat, bu bahsettiğin üç çeşit kadın kimlerdir? Bir anlat dedi.

Veli yine atını sürerek onun yanına geldi.”Eğer bakire alırsan tamamıyla senin olur, gamdan kurtulursun. Yarısı senin olan duldur. Fakat hiçbir zaman mal olmayacak olan kadın ise çocuğu olan kadındır. Eğer kadının ilk kocasından çocuğu olursa sevgisi de bütün hatıraları da oraya gider.”

 Dedikten sonra hay, huy edip sopasını sürerek çocukların yanına gidecekken adam tekrar seslenir.

Ey padişah bir sorum kaldı. Lütfen ona da cevap ver, ondan sonra git.” Dedi.

Veli gelerek: “Ne istiyorsun çabuk söyle “ dedi.
Adam: “Ey padişah bu kadar akla ve irfana sahip olduğun halde neden böyle yapıyor, kendini gizliyorsun ? Dedi.

Veli şöyle cevap verdi:

“Beni bu şehre kadı yapmak istediler, REDDETTİM. Fakat çare bulamadım, bu yüzden kendimi gizliyorum. Akıl ve İrfan bir HAZİNEDİR. Hazinenin yerini ise ancak deli olan gösterir.” Dedi. . .


Hz. Mevlana’nın Mesnevisindeki bu hikayenin günümüzdeki yansımaları, Hayatın gerçekleri ile halen yaşanmaktadır. Ne varki gizli velileri bu zamanda bulmanın, Gündüz elinde fenerle adam arayan Sinop’lu Diojen’in  de o günden bu güne yansıyan arayışının devam ettiğidir. 

5 Ocak 2014 Pazar

OTUZÜÇ YILDA SEKİZ MESELE (2)

TEFEKKÜR
Dursen Özalemdar

İHYA’U ULÛM’İD DİN den 

OTUZ ÜÇ YILDA SEKİZ MESELE (2 )

ALTINCISI ? – Yine bu insanlara bakınca birbirlerine saldırıp dövüştüklerini gördüm: Ben de Aziz ve Celil Allah’ın “GERÇEKTEN ŞEYTAN SİZİN İÇİN BİR DÜŞMANDIR, SİZ DE ONU DÜŞMAN EDİNİN…” (Sure-i Fatır-6)  meâlindeki ayetine müracaat edip, düşman olarak yalnız şeytanı tanıdım. Ona karşı çok sıkı önlemler aldım. Çünkü Allah Teâlâ, onun benim düşmanım olduğuna tanıklık yapmıştı. Binaenaleyh başka  varlıklara düşmanlıktan vaz geçtim.

-YEDİNCİSİ – Yine şu insanlara bakınca her birinin bir lokma için zillete düştüğünü, helal olmayan yollara başvurduğunu gördüm ve sonra Allah Teala’nın  -“YER DE YAŞAYAN BÜTÜN CANLILARIN RIZKI ANCAK ALLAH’A AİTTİR “ (Sure-i Hûd.6) mealindeki ayeti üzerinde tefekküre daldım ve kendimin de, Allah’ın rızıklarını üstlendiği bu canlılardan biri olduğumu anlayıp, Allah’ın üzerimdeki haklarıyla uğraşmaya koyuldum. Kendisinin deruhte ettiği şeylerle ilgilenmedim.

SEKİZİNCİ ; - Yine şu halka bakınca her birinin bir yaratığa-kimisinin tarlasına, kimisinin ticaretine, kimisinin sanatına, kimisinin vücudunun sağlıkla oluşuna güvendiğini, hasılı herkesin kendisi gibi bir varlığa sırtına dayadığını gördüm ve Allah Teâlâ’nın.-“HER KİM ALLAH’A GÜVENİRSE ONA YETER.” (Sure’i Talâk 3) mealindeki ayetine başvurup Aziz ve Celil Allah’a tevekkül ettim. O bana yetmektedir.

Öğrencisinin bu hekimâne cevaplarını duyan Şekik ; “-Hâtem, Allah seni başarıya ulaştırsın, ben Tevrat,İncil,Zebur ve Yüce Kur’anda değinilen ilimleri inceledim. Bütün hayır çeşitleri ile dini meselelerin bu sekiz mesele çevresinde dönüp dolaştığını gördüm. Bu sekiz meseleye dikkat eden kişi dört mukaddes kitabın içeriğiyle amel etmiş sayılır” diyerek takdirlerini dile getirir.

İlmin bu dalına ancak ahret âlimleri yönelip alâka gösterirler. Dünya alimleri ise, mal ve mevki elde etmeği kolaylaştıracak ilimler peşinde koşarlar. Bu gibi ilimleri savsaklarlar. Hâlbuki Allah Teâla, bütün Peygamberleri Aleyhimüsselam, bu tür ilimleri tebliğ gayesiyle gönderilmiştir.

Dahhak İbn Müzahim diyor ki;- “Ben ilk İslâm âlimlerine yetiştim. Onlar birbirlerinden sadece vera ilmini öğreniyorlardı. Bugün ise yalnız söz sanatını öğreniyorlar.”

Ahiret âlimlerinin alametlerinden bir diğeri de yeme ve içmede şatafata kaçmamak, giyimde lükse sapmamak. Ev ve eşyasında süse yönelmemektir. Bütün bunlarda orta yolu izlemeli,  İlk Müslümanlara benzemeğe çalışmalı, en azla yetinmeğe gayret etmeli. Aza doğru meylettikçe de Allah’a daha çok yaklaşacağını, ahret âlimleri grubuna yükseleceğini bilmelidir.

OTUZÜÇ YILDA SEKİZ MESELE (1)

TEFEKKÜR
Dursen Özalemdar

İHYÂ’Ü UL^ÜM’İD-DİN den

OTUZÜÇ  YILDA SEKİZ MESELE:

Bir ilim örgencisi, Şekik’i Belhi’nin öğrencilerinden Hatem el-Essam (r.h.a.) dan aktarılan davranışları sergileyen biri  olmalıdır. Rivayete göre Şekik, Belhi’ye sorar ;
-Kaç senedir beri benimlesin?
-Otuz üç seneden beri.
-Bu süre zarfında benden neler öğrendin?
-Sekiz mesele öğrendim.
-Vay başıma gelenler! Ömrüm seninle geçmiş, sen sadece sekiz mesele öğrenmişsin ha?
-Üstadım ben yalan söylemeyi sevmem, bunlardan başkasına öğrenmedim.
-Peki, öyle ise o sekiz meseleyi söyle de duyayım. Der.
Bunun üzerine Hatem sekiz meseleyi teker teker saymaya başlayarak şu açıklamaları yapar.

-BİRİNCİSİ, “Mahlûkata bakınca her birinin bir sevgilisi olduğunu, ama herkesin sevgisiyle birlikte yalnız mezara kadar gittiğini, mezara varınca kendisinden ayrıldığını gördüm. Bunun üzerine ben, SEVAPLARI sevgili edindim. Mezara girdiğimde sevgilim de benimle birlikte girer. “

-Aferin Hâtem! İkincisi nedir?
Âziz ve Celîl Allah Teâlâ’nın ; “ AMMA KİM RABBİNİN MAKAMINDAN KORKTU,NEFSİNİ HEVÂ ( VE HEVESİN) DEN ALIKOYDUYSA, İŞTE MUHAKKAK Kİ CENNET ONUN VARACAĞI YERİN TÂ KENDİSİDİR.” (Sure-i Nâziat 40-41) mealindeki ayeti üzerinde düşününce.. Allah Teâlâ’nın sözlerinin hak olduğunu anladım ve var gücümle nefisle mücadeleye ederek, Allah’a itâata,  istikrara kavuşmasını sağladım.

-ÜÇÜNCÜSÜ ?-Şu insanlara bakınca herkesin elindeki kıymetli şeyi koruduğunu gördüm. Sonra bir de Allah Teâlâ’nın ! “SİZİN YANINIZDAKİ TÜKENİR, ALLAH’IN KATINDAKİ İSE BAKİDİR…” (Sure-i Nahl,96) mealindeki ayetine baktım. Bunun üzerine kıymetli bir şeye sahip olduğumda, katında muhafaza edilmesi için onu Allah’a gönderdim.

-DÖRDÜNCÜSÜ  ?- İnsanlara bakında herkesin mala,soya-sopa önem verdiğini ama bunların boş şeyler olduğunu gördüm. Ardından Allah Teâlâ’nın; “ALLAH KATINDA EN ŞEREFLİNİZ TAKVACA İLERİ OLANINIZDIR.” (Sure’i Hucurat-13) mealindeki ayeti üzerinde düşününce, Allah katında şerefli olmak için takvaya sarıldım.

BEŞİNCİSİ –Yine bu insanlara bakınca birbirlerini çekiştirdiklerini, birbirlerine bela okuduklarını, bunların kaynağının haset olduğunu gördüm. Derken, Aziz ve Celil Allah’ın “DÜNYA HAYATINDA ONLARIN MAİŞETLERİNİ BİLE ARALARINDA (onlar değil) BİZ TAKSİM ETTİK…(Sure-i Zuhruf 32) âyeti üzerinde düşününce hasetçiliği bıraktım. Halktan uzaklaştım ve taksimin Allah Teâlâ tarafından yapıldığını anlayıp, insanlara düşmanlıktan vaz geçtim.  (Devamı var)


3 Ocak 2014 Cuma

ECDADIN YADİGARİ SÜLEYMANİYE

TEFEKKÜR         Dursen Özalemdar
 ECDADIN YADİGARİ SÜLEYMANİYE
Bir konuda karar verebilmek için, olayın enine boyuna incelenmesi gerekir.Günümüz insanının değişken aklıyla saglıklı yorum yapabilmesi esasa uyğun düşmemektedir. Son yüzyıldır insan yetiştirme ve eğitim konusundaki değişkenliklerin, Doğu ve batı arasında tezata düşen insanlarımızın doğruyu bulmada güçlük çektikleridir. Yukarıdan telkin edilen batılı fikirler ve dış mihrakların bizi değiştirme hedefleri arasında ki ikilemlik, ak’I kara, kara’yı ak gösterirken, tarihimize ait bilgilerinde çarptılılarak ortaya konduğunu göstermektedir.
Kanuni Sultan Süleyman gibi, Madde ve mana aleminde yol almış mübarek bir zatı, Ateist bir kadının kendi kafasında icat ettiği bir modelle gösterime sunmasındaki yanlışlık veya kastın kabul edilir olmamasıdır.
“Kanuni Sultan Süleyman, İslâm’a hizmet ve gerek hayatında, gerekse vefatından sonra kendine ve nesline  SEVAP kazandıracak bir İBADETHANE –KÜLLİYE  yapmayı aklına koyar. Ancak bunu hangi şehirde ve nerede ve şekli şemali ile ilgili günler,geceler kafa yorar. Muhteşem bir cami, etrafında medreseleri, aşhaneleri, talebe hücreleri, insani ihtiyaçları karşılayacak  müesseseleri ile birlikte tam bir KÜLLİYE olmasını arzu eder. Bu fikir ve ruh hali ile, bir türlü karar veremezken !
ŞEREFLENDİREN RÜYA ;
 bir gece Peyganberimiz HZ. Muhammed (SAV) rüyasına teşerrüf eder ve  Kanuni Sultan Süleymanı elinden tutarak, bu günkü SÜLEYMANİYE camii’nin olduğu yere getirir.  O yer üzerinde adım adım gezerek, Cami’nin buraya yapılacağı, Kıblesinin  yönüne, Mihrabının  yerini, Kubbelerine, Direklerine. Yüksekliğine her bilgiyi  Peyganberimiz anlatır ve izah eder. İçindeki bu ibadethane yapma isteği ve bu KUTLU RÜYA ‘nın sevinçi ile sabah  eden Kanuni Sultan Süleyman, zamanının Mimar Başısı Koca Sinan’I tezden çağırtarak  ve Süleymaniyeye giderek, aynen rüyadaki gibi, o da Sinan’ın eline tutarak yapılacak Cami’nin alanını gezdirir. Caminin nereye yapılacağı, kiblesinin nasıl olacağı, şekli şemali ve minareleri bir bir anlatırken, aklından çıkan bazı ayrıntılar üzerine, Mimar Sinan şuda böyle olacak gibi ilaveler yapınca, Kanuni Hayretle sen bunları nerden biliyorsun ? der. O da”Sultanım siz o gece rüyada PEYGANBERİMİZ  Sallalahu Aleyhi Vesselem ile buraları gezerken bende sizin arkanızda idim” diyerek. İşin içindeki hikmet’I dile getirir. 35.000 metre kare üzerindeki,  cami, içi 6000 dış alanıyla 28.000 kişinin ibadetine hizmet veren, 1557 yılında hizmete açılmış, 457 yıldır ibadet edilmektedir. 4 minarenin İstanbul’un fethinden sonra 4, Padişah olması. 4 Minaredeki  10 şerefenin Osmanlı’nın 10. Padişahı olmasını simgelemektedir.
Onlar hangi ruh ve hal ile tarihe altın sayfalar yazdırdıklarının tek bir örneğini teşkil eden bu vaka, deştursuz ve selamsız insanların yazdıkları senaryolar ile, koca bir tarihi HAREM entrikaları üzerine oturtarak takdim edenlerin, yüklendikleri vebalin ne kadar ağır olduğu,Ölüm denen gerçek karşışında daha dünyada iken YAKILMA isteğinde bulunarak akibetlerini tescil edenlerin de bir ibret   teşkil ettiğinin görünürlüğüdür.

2 Ocak 2014 Perşembe

HİKMETLİ SÖZLER (2)

TEFEKKÜR
Dursen Özalemdar
HİKMETLİ SÖZLER  (2)
15- İyilerin ziyaretine rağbet gösteriniz. Salıh sahipleri ile sohbet ediniz. Ölüleri iyilikle yad ediniz. Dosta ve düşmana nasihatten geri kalmayınız. Ölen babanızın nasihatini yerine getiriniz. İlim tahsiline hırslı olunuz. İlimsiz bir iş işlemeyiniz.
16- Herkesin sözüne emin olmayınız. Güzel sözleri herkese işittiriniz. Doğru yada yalana yemin etmeyiniz. Dünyadan fazla ahret dostu olunuz. Yetimin malına göz dikmeyiniz. Gençlikte ihtiyarlıktan endişe ediniz. İhtiyarlık ihtiyaçlarını gençlikte hazırlayınız.
17- Kış hazırlığını yazın yapınız. Bugünün işini yarına bırakmayınız. Mütehassısı söylemedikçe şunun bunun sözü ile kan aldırmayınız.
18- Cömertliği adet edininiz. Bencillikten uzak durunuz. Ehil olmayanların sohbetinde bulunmayınız. Hacetinizi cömertlerden isteyiniz. Borçluları sıkıştırmayınız. Dostlarınızı hatalarından dolayı ikaz ediniz.
19- Evlatlarınıza hüner ve sanat öğretiniz. Halinizi dosttan ve düşmandan saklı tutunuz. Gizli söyleşilen yerleri dinlemeyiniz.
20- Emirlerin huzurunda gözlerinizi muhafaza ediniz. Sözlerinizi ölçülü söyleyiniz.
21- Nimet ve bolluk zamanında dostlarınızı anınız. Düşmanınızı küçümsemeyiniz. Düşmanların dost görünmesinden endişe ediniz.
22- Emniyet zamanında daha çok korkunuz. Bela vaktinde sabrediniz. Darlıkta genişlik zamanını hatırlayınız. Genişlikte darlık zamanını düşününüz. Vaatlerinize vefa gösteriniz. Ümitlileri ümitsiz etmeyiniz. Bir görüşte kimseye aldanmayınız. Başkalarının ayıbını araştırmayınız.
23- Kendi yükünüzü başkasına yüklemeyiniz. Fena huyluları dost edinmeyiniz. Hak sözü yerden gökten üstün tutunuz. Cenab-ı Hakka rücü etmeyi en güzel amel biliniz.
***İran’da hakim olan bu mazdak o zamanki hükümdar Kubad’ı tesiri altına alır. Ancak Kubad’ın oğlu Hüsrev (Nuşirevan-ı Adil,bu zat Peygamberimizin bi’set yıllarında vefat etmiştir.) 535 yılındaki mücadelesiyle 400 bin Mazdekliyi öldürüp,kendisi de mazdeki öldürmekle kominizmi ilk defa kaldıran kişi olmuş oldu.
Daha sonra meşhur şair İmrul Kays’ın babasının aynı düşünceyi Hicaz ve bölgesinde sürdürmesini de Nûşirevân engelledi. Abbasiler döneminde de Azerbaycan ve yöresinde de zuhur etti.
İnsanlık  tarihinden örnek teşkil eden bu anlatımların, Fetret devri olarak nitelendirilen bir devre ait olurken, bize en güzel ögüt olarak armağan edilmiş bulunan, KUR’an ve Peygamberimiz (S.A.V) nin öğütlerinin en muteber ölçüler olduğudur.



1 Ocak 2014 Çarşamba

HİKMETLİ SÖZLER -1-

TEFEKKÜR
Dursen Özalemdar
HİKMETLİ SÖZLER Peygamber efendimizin “Ben adil sultan zamanında dünyaya geldim” buyurduğu, adaletiyle meşhur hükümdar Nuşirevan-ı adil arzu etti ki; kendisine rehber olmak için bazı nasihatler tertip edilsin. Bu maksatla, zamanın âlimlerini topladı. Bunların içinden 23 tanesini seçtirdi ve onlara, “her biriniz bir hikmet söyleyiniz ki, hem ben istifade edeyim, hem de benden sonra gelenler” dedi. Her birinin yazdığı hikmetli sözleri altınla yazdırdı. Bunları, yine altından bir kasa yaptırıp, altın bir anahtar ile de kilitledikten sonra hazinesine koydurdu. Ne zaman ki, müşkül bir iş ile karşılaşırsa, bu hikmetleri okur ve ona göre karar verirdi. Adaletiyle meşhur, İran hükümdarı Nuşirevan-i Adil’in, 23 âlimi toplayarak tertip ettirdiği rehber nasihatler;
1- Kendinizi biliniz, ilim ve iyi edep öğrenmeyi arzu ediniz. Malı, ilimden yüksek tutmayınız. Ahret için azık toplayınız. Ahreti dünyaya satmayınız. Söylenmeyecek sözleri söylemeyiniz. Aranmakla bulunmayacak şeyi aramayınız.
2- Hikmet sahiplerinin nasihatlerini hakir görmeyiniz. İşlerde acele etmeyiniz. İşleri vaktinde yapınız. İşleri bilene emrediniz. Zararlı işlerden sakınınız. İşlerin önüne ve arkasına dikkat ediniz. Akıllılarla istişare ediniz. Tecrübe edilmişi tecrübe etmeyiniz. İhtiyarların sözüne önem veriniz.
3- Herkes sizi takvanız ve iyilikleriniz ile tanısın. Kanaati zenginlik biliniz. Sağlığın kadrini biliniz. Kimsenin üzüntü ve elemi ile sevinmeyiniz.
4- Dert ve bela sahiplerinden ibret alınız. Yerinde hasıl olan zararın, yersiz hasıl olan menfaatten iyi olduğunu biliniz. Dost ve düşmanla barışta bulununuz.
5- İşleriniz kendi gücünüzü aşmasın. İnsanlardan ihsanı esirgemeyiniz. Elinizi ve dilinizi kollayınız. Layık olmayan işlerden uzak kalınız.
6- Fena komşudan fena arkadaştan sakınınız. Arkadaşsız yola çıkmayınız. Fena ve aslı belli olmayanlarla yolculuk yapmayınız.
7- Çorak yere tohum ekmeyiniz. Herkesin gözü önünde def’i hacet etmeyiniz. Aslı belli olmayanlardan kız istemeyeniz. Kıymetsiz insanlarla oturmayınız. Allahtan korkmayanlardan korkunuz.
8- Malı kendinize feda ediniz. Ahmak, sarhoş ve deliye nasihat etmeyiniz. Nasihati anlayana yapınız. Nasihatinizi kıymetli tutunuz. Elinizin altındakilere merhamet ediniz. Kimsenin ekmeğine göz dikmeyiniz.
9- Açların yanında ekmek yemeyiniz. Ekmeğinizi açlardan esirgemeyeniniz. Çocuklar ve kadınlara karşı tedbirli olun. Yabancı kadını evinize uğratmayınız. Dünya nimeti ile kibirlenmeyiniz. Kadınların hilelerinden emin olmayınız.
10- Kimsenin evinin işine karışmayınız. Yabancı kimselere evinizin yolunu göstermeyiniz. Karı koca arasında aracı olmayınız. Başkasının bir şeyine sahibinden fazla şefkatli olunuz.
11- Kibirli insanlardan korkunuz. Devlet adamlarına düşmanlık etmeyiniz. Kadın ve erkek hiç kimseye zulüm etmeyiniz.
12- Ana ve baba hakkını gözetiniz. Akrabalarınızdan kesilmeyiniz. İnsan ile ahdi muhafaza ediniz. Ahdinizi yerine getiriniz. Davetsiz kimseye misafir gitmeyiniz. Misafirlerinizi kıymetli tutunuz. Eğer bir kimse size muhtaç olursa, kudretiniz dâhilinde ihtiyacını yerine getirmeye çalışınız.
13- Bilgide ileri olanları büyük tutunuz. İlim öğretmeyi ayıp tutanları insan saymayınız. İnsanın selametinin, lisanına dikkatte olduğunu biliniz. Layık olmayan sözü söylemeyiniz.
14- Fena söz söylemeyi adet etmeyiniz. Layık olmayan söze kulak vermeyiniz. Gıybet yapmayınız. Sözden anlamayana söz söylemeyeniz. Söz verdiniz ise sözünüzde durunuz . (devamı var)